2026’ya Girerken Küresel Ekonomi: Yapay Zekâ, Ticaret Savaşı ve Mali Riskler Gündemde – Paraanaliz

“`html

Küresel Ekonomi

2026’da Küresel Ekonomide Öne Çıkan Temalar: Yapay Zeka, Ticaret Gerilimleri ve Mali Riskler

Son bir yıl içerisinde yapay zekaya yapılan yatırımlardaki hızlı artış, ABD-Çin ilişkilerinin kalıcı gerginlikleri ve artan mali sorunların küresel piyasalardaki etkileri belirgin hale geldi. Bu unsurlar, 2026 yılını da etkileyecek gibi görünüyor. Ancak 2025’teki bazı temel anlatımlar zayıflarken, küresel ekonomi yeni bir dönemle birlikte çeşitli zorluklarla karşı karşıya geliyor.

  • 20 Ocak 2026

2026'da Küresel Ekonomide Öne Çıkan Temalar: Yapay Zeka, Ticaret Gerilimleri ve Mali Riskler

Özet:


Son bir yıl içerisinde yapay zekaya yapılan büyük yatırımlar, ABD-Çin arasındaki gerginlik ve artan mali sorunlar, küresel ekonomik etkileri apaçık bir şekilde ortaya koydu. Bu unsurlar 2026’da da etkisini sürdürecek. Ancak 2025 yılında öne çıkan bazı dinamikler zayıflarken, küresel ekonomi zorlu bir yeni döneme girecek.

Küresel Ekonomi 2026
Yapay Zeka ve Veri Merkezleri
Ekonomi Trendleri 2026

1

. Yapay Zeka Ekonomiyi Güçlendirecek, Ancak Riskler de Artacak

2026 yılı, yapay zekanın ekonomik etkilerini daha net bir şekilde göreceğimiz bir dönem olacak. Ancak bu teknolojinin yaratacağı gelirlerin tüm alanlarda eşit şekilde dağılmasını beklemek yanıltıcı olabilir. Kısa vadede en büyük oyun değiştirici, ABD’deki yapay zeka altyapı yatırımlarındaki artış olacaktır. Bu yatırımlar, verimlilik artışlarının sinyallerini vermeye başlamasıyla birlikte, 2026 yılı için ABD ekonomisinin %2,5 oranında büyümesini sağlayabileceği öngörülüyor.

Ancak, yurtdışında durum daha karmaşık. Diğer bölgelerde yapay zeka yatırımları ve benimseme süreci henüz istediğimiz hızda ilerlemiyor. Avrupa’nın ABD’ye olan kıyasla zayıf performans arkadaşlık etmeye devam edecek ve büyüme oranlarının %1,2 ile %1,0 seviyelerinde kalacağı tahmin ediliyor. 2025 yılındaki güçlü borsa artışı ise büyük ölçüde yapay zeka niyetleri ve umutları üzerine inşa edildi. Ancak, bu hisse senedi artışlarının 1990’ların sonunda yaşanan teknoloji balonuyla karşılaştırıldığında, henüz o kadar yüksek seviyelere ulaşmadığı görülüyor. Hisse senedi değerleri, şirket karlarının yüksek kalması nedeniyle yükselmeye devam edeceği düşünülüyor ve S&P 500 endeksinin 2026 sonunda 8000 seviyesine ulaşabileceği tahmin ediliyor.

2

. Çin Büyümesi Düşük Kalacak ve Deflasyon Sorunları Sürecek

2025 yılı, Çin’in yapay zeka alanındaki bazı kritik teknolojilerde ilerleme kaydettiği bir yıl oldu. Ancak, Çin ekonomisinin temel yapı sorunları sürmeye devam ediyor. Üretimi talebin önüne geçiren büyüme modeli, aşırı kapasite ve zayıf iç tüketim yaratmaya devam ediyor. Bu dengesizliklerin 2026’da çözülmesi beklenmiyor, zira mevcut politikalar durumu iyileştirecek somut adımlar içermemektedir.

Mart ayında açıklanması beklenen yeni Beş Yıllık Plan, hane halkı tüketiminin GSYH’daki payının artırılmasını hedeflese de, sanayi kapasitesi ve teknolojik yeterlilik öncelikli meseleler arasında yer almakta. Bu çerçevede, Çin ekonomisinin 2026’da %3 civarında büyüme göstermesi bekleniyor. Dengesiz arz-talep durumu, ticaret fazlasının artmasına ve deflasyonist baskıların devam etmesine neden olacaktır.

3. Ticaret Savaşları Devam Edecek, Gelişmeler İlişkilere Yansıyacak

ABD ve Çin liderleri arasında Ekim ayında gerçekleştirilen anlaşma, devam eden ticaret savaşını sonlandırmadı. 2026 yılı, ABD’nin uyguladığı tarifelere rağmen küresel ticaretin yeni bir uyum sürecine gireceği bir dönem olacak. Mevcut anlaşmalar yeni bir tarife uygulamasını engellese de, 2026 yılına doğru yeni gerginlikler meydana gelebilir.

ABD’nin tarifelere olan bağımlılığı bu engellerin kalıcı olabileceğini gösteriyor. Ayrıca, tedarik zincirlerinin kritik ürünlerden Çin’a kaymaya devam etmesi, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nın yeniden müzakere edilmesi ihtimalini gündeme getirebilir. Bu da, Çin merkezli firmaların ihracat yollarının zorlaşmasına neden olabilir.

Özetle, 2025 yılındaki sert ticaret gerilimlerinin tekrar yaşanması beklenmese de, ekonomik ayrışma 2026 boyunca devam edecek ve küresel ticaret, sermaye ve teknoloji akışlarını etkileyecektir.

4. Merkez Bankaları Faiz İndirimlerine Yönelecek, Ancak Farklı Politikalara Sahip Olacaklar

2026 yılı, küresel ölçekte TL oranlarının düşürülmeye devam edeceği bir dönem olabilir, ancak faiz indirimleri ülkeden ülkeye değişiklik gösterecektir. ABD’de sürdürülebilir ekonomik dayanıklılık ve çekirdek enflasyon %3 civarında kalabilecektir. Bu da, beklenilen faiz indirimlerinin daha sınırlı olacağı anlamına geliyor.

Öte yandan, Euro Bölgesi tarafında zayıf büyüme ve düşük enflasyon, mevduat faizinin %1,5 seviyesine gerilemesine neden olabilir. İngiltere ekonomisinde ise hızlı enflasyon düşüşü ve mali sıkılaşma ile birlikte faizlerin %3’e inmesi bekleniyor. Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle Brezilya’da, yüksek reel faiz oranı Merkez Bankasına daha fazla hareket alanı sunuyor.

5

. Mali Riskler Piyasalarda Dikkatle İzlenmeli

2025 yılında piyasalarda dalgalanmalara yol açan kamu maliyesi kaynaklı endişeler, 2026’da da devam edecek. Özellikle ABD, Fransa ve kısmen İngiltere yüksek bütçe açıkları ve ağır borç yükleri ile öne çıkıyor. İtalya’nın bütçe dengesi görece daha iyi olsa da düşük büyüme ve yüksek borç durumu risk oluşturmaktadır.

Negatif faiz döneminden pozitif reel faiz ortamına geçiş, borç servis maliyetlerini hızlı bir şekilde artırıyor. Bu açıdan, aşırı borcun ne ölçüde kontrol altında tutulabileceği kritik bir soru. 2026’da yaşanacak siyasi çalkantılar bu durumu daha da zorlayabilir. Ayrıca, merkez bankalarının faiz indirimleri piyasalarda denge sağlasa da, kısa süreli sert satışların yaşanabileceği öngörülmektedir.

Kaynak: Neil Shearing, Capital Group

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

“`