Körfez bölgesinde artan gerginlik, Suudi Arabistan’ın ABD’ye yaptığı dikkat çekici bir diplomatik çağrı ile daha da derinleşti. Amerikan medyası, Riyad yönetiminin Washington’dan Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz ablukasını kaldırmasını ve İran ile müzakere sürecine yeniden dönmesini talep ettiğini öne sürdü. Suudi yetkililerin, mevcut askeri ve ekonomik baskı stratejisinin kontrolden çıkacak bir bölgesel krize yol açabileceğinden endişe duyduğu ifade ediliyor. Özellikle İran’ın olası bir misilleme olarak Babülmendep Boğazı’nı hedef alabileceği korkusu, Riyad’ın en önemli kaygıları arasında yer alıyor.
Babülmendep Boğazı, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler sonucu küresel enerji akışında kritik bir alternatif haline geldi. Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bu stratejik geçit, aynı zamanda Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Ancak Babülmendep’in güvenliği de belirsizliklerle dolu. Yemen’de etkili olan ve İran’a yakınlığıyla bilinen Husilerin, daha önce bölgedeki ticari gemilere yönelik saldırılar düzenlediği biliniyor. Bu durum, özellikle Gazze savaşı sırasında İsrail bağlantılı sevkiyatların hedef alınmasıyla birlikte, Babülmendep’in kapanma ihtimali konusunda kaygıları artırıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaların küresel piyasalara etkisi de oldukça sert oldu. Günlük yaklaşık 13 milyon varillik petrol akışının aksamaya uğraması, enerji fiyatlarının hızla yükselmesine sebep oldu ve piyasalarda dalgalanma derinleşti. Uzmanlar, Hürmüz ve Babülmendep Boğazları’nın aynı anda risk altına girmesi durumunda, küresel ticaretin ciddi bir tıkanma ile karşı karşıya kalabileceği ve enerji krizinin daha da büyüyebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Riyad’ın yaptığı diplomatik girişim, bu olumsuz senaryonun önüne geçme çabası olarak değerlendiriliyor.