Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin etkisi altında, küresel piyasalar yapay zeka alanındaki gelişmelerle birlikte büyük bir değer artışı yaşadı. 8 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan verilere göre, bu bölgedeki belirsizliklere rağmen toplam piyasa değeri yaklaşık 4,1 trilyon dolar artarak 161,6 trilyon dolara ulaştı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a gerçekleştirdiği saldırılarla başlayan ve İran’ın karşı hamleleriyle tırmanan gerilim son 100 günü aşkın bir sürede devam etti. Bu süreçte, yatırımcıların ilgisi yapay zeka temalı büyüme hikayelerine ve bu alandaki stratejik ortaklıklara odaklandı. Jeopolitik riskler artarken, piyasalardaki risk iştahının tamamen yok olmaması, teknoloji sektöründeki kazançların destekleyici bir rol oynadığını gösterdi.
Yatırımcılar, bu dönemde önemli bilançoları ve şirketlerin geleceğe yönelik açıklamalarını dikkatle izledi. Örneğin, California merkezli çip üreticisi Nvidia, üç aylık dönemde gelirini yıllık yüzde 85 artırarak 81,6 milyar dolara yükseltti. Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang, yapay zeka fabrikalarının inşasını insanlık tarihindeki en büyük altyapı genişlemesi olarak tanımladı ve şirketin yeni yapay zeka çipleri üzerinden 2027 yılına kadar en az 1 trilyon dolarlık gelir beklediğini açıkladı.
Bu süreçte yapay zeka yatırımlarındaki artış, piyasalardaki yükselişin başlıca sebebi oldu. Analistler, mevcut fiyatlamaların yatırımcıların yapay zeka kaynaklı uzun vadeli büyüme beklentilerini öne çıkardığını, jeopolitik risklerin ise daha kısa vadeli etkileri olduğunu belirtti.
Ateşkes süreci, bölgedeki risk algısını dengelemeye yardımcı oldu. 8 Nisan’da sağlanan ateşkes sonrası, ABD ve İran heyetleri arasında diplomatik temaslar yoğunlaşarak ilerleme kaydedildi. Taraflar, henüz savaşı sona erdirecek kapsamlı bir anlaşmaya ulaşamamış olsalar da müzakerelerdeki ilerleme, küresel piyasalarda önemli bir belirleyici haline geldi.
Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmalar petrol fiyatlarını doğrudan etkiledi. 9 Mart’ta Brent petrolün varil fiyatı 114 dolara kadar yükseldi; ardından boğazdan geçişlerin hızlanması ve yeni arz girişimleriyle fiyatlar 90 dolara çekildi. Ancak, petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte küresel enflasyon endişeleri devam etti. Enerji fiyatlarındaki artış, özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) başta olmak üzere, önemli merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine neden oldu.
Son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyona yönelik endişeleri artırması, piyasa beklentilerini de etkiledi. Bu nedenle, dünya genelinde artan enflasyon korkuları, ABD, Avrupa ve Asya’daki tahvil piyasalarında da satış baskısına yol açtı.
Bu dönemde en fazla değer artışının Güney Kore’de gerçekleştiği gözlemlendi. Orta Doğu’da yaşanan bu gelişmeler, yapay zeka yatırımlarının ve jeopolitik belirsizliklerin piyasalara olan etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.